Epilepsi, beynin elektriksel aktivitesindeki anormal boşalımlar sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik bir nörolojik hastalıktır. Günümüzde epilepsi hastalarının önemli bir kısmında ilaç tedavisi ile nöbet kontrolü sağlanabilmektedir. Ancak bazı hastalarda, uygun doz ve kombinasyonlarda kullanılan ilaçlara rağmen nöbetler devam eder. Bu hasta grubunda epilepsi cerrahisi, nöbetlerin kontrol altına alınmasında ve yaşam kalitesinin artırılmasında etkili bir tedavi seçeneği olarak gündeme gelir.
Bu yazıda epilepsi cerrahisinin hangi durumlarda değerlendirildiğini, kimlerin cerrahiye aday olabileceğini, ameliyat öncesi tanı sürecini ve güncel cerrahi seçenekleri ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde ele alıyoruz.
Epilepsi, beynin belirli bir bölgesinde başlayan anormal elektriksel aktivitenin klinik nöbetlerle kendini göstermesiyle ortaya çıkar. Bu nöbetler; bilinç kaybı, kasılmalar, dalma atakları, istemsiz hareketler veya ani davranış değişiklikleri şeklinde görülebilir. Nöbet tipi ve sıklığı, epilepsinin türüne ve beynin etkilenen bölgesine göre değişiklik gösterir.
Epilepsi her yaşta görülebilir ve hastalığın seyri kişiden kişiye farklıdır. Bu nedenle tedavi planlaması mutlaka bireysel değerlendirme ile yapılmalıdır.
Epilepsi tedavisinde ilk basamak her zaman ilaç tedavisidir. Ancak bazı hastalarda nöbetler, doğru ilaç seçimi ve düzenli kullanımına rağmen kontrol altına alınamaz. Bu durum, hastanın sosyal yaşamını, eğitimini, iş hayatını ve psikolojik durumunu ciddi şekilde etkileyebilir.
Bu noktada cerrahi tedavi, nöbetlerin kaynağının ortadan kaldırılması veya yayılımının azaltılması amacıyla değerlendirilir.
Bir epilepsi hastasında en az iki farklı antiepileptik ilacın uygun doz ve sürede kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi durumuna ilaç dirençli epilepsi adı verilir. Araştırmalar, epilepsi hastalarının yaklaşık %30’unun bu gruba girdiğini göstermektedir.
İlaç dirençli epilepsi tanısı konulan hastalarda, yalnızca ilaç dozunu artırmak genellikle çözüm sağlamaz. Bu nedenle cerrahi tedavi açısından detaylı değerlendirme yapılması önemlidir.
Epilepsi cerrahisi her hasta için uygun değildir. Cerrahi adaylığı belirlenirken hastaya özgü birçok faktör dikkate alınır.
Genel olarak aşağıdaki durumlarda cerrahi değerlendirme yapılabilir:
Bu değerlendirme süreci, nöroloji ve beyin cerrahisi başta olmak üzere multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür.
Uzun süreli video-EEG kayıtları, hastanın nöbetlerinin EEG bulguları ile birlikte izlenmesini sağlar. Bu yöntem sayesinde nöbetlerin beyinde hangi bölgeden başladığı tespit edilebilir. Cerrahi planlamanın temelini oluşturan en önemli testlerden biridir.
Yüksek çözünürlüklü beyin MR görüntüleme ile epilepsiye neden olabilecek yapısal bozukluklar değerlendirilir. Tümörler, kortikal gelişim bozuklukları, hipokampal skleroz gibi lezyonlar bu yöntemle saptanabilir.
Gerektiğinde PET, SPECT veya fonksiyonel MR gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılarak epileptik odağın yeri daha net belirlenir. Bu yöntemler özellikle MR bulgularının yetersiz olduğu hastalarda önemlidir.
Hastanın hafıza, dikkat, konuşma ve bilişsel fonksiyonları değerlendirilir. Bu testler, cerrahi sonrası olası bilişsel değişikliklerin öngörülmesi açısından önem taşır.
Rezektif cerrahi, nöbetlere neden olan beyin dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasını hedefler. Özellikle temporal lob epilepsisi olan hastalarda yüksek başarı oranlarına sahiptir. Doğru hasta seçimi yapıldığında nöbetlerin tamamen ortadan kalkması mümkündür.
Nöbetlerin belirli bir lezyondan kaynaklandığı durumlarda, yalnızca bu lezyonun çıkarılması yeterli olabilir. Bu yöntem, çevredeki sağlıklı beyin dokusunun korunmasını amaçlar.
Bazı hastalarda epileptik odağın çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durumlarda nöbet yayılımını azaltmaya yönelik fonksiyonel cerrahi yöntemler tercih edilir. Amaç, nöbet sıklığını ve şiddetini azaltmaktır.
Uygun cerrahi aday olmayan hastalarda vagus sinirine yerleştirilen bir pil aracılığıyla nöbet kontrolü sağlanabilir. VNS, nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin iyileşme sağlayabilir.
Epilepsi cerrahisi sonrası düzenli takip büyük önem taşır. Nöbet sıklığı, ilaç ihtiyacı ve nörolojik fonksiyonlar belirli aralıklarla değerlendirilir. Bazı hastalarda ilaçlar zamanla azaltılabilirken, bazı hastalarda destekleyici tedaviye devam edilir.
Epilepsi cerrahisi ileri teknoloji ve deneyimli ekip gerektiren bir süreçtir. İzmir’de epilepsi cerrahisi değerlendirmeleri, multidisipliner yaklaşımla planlanmaktadır. İzmir Şehir Hastanesi’nde görev yapan Op.Dr. Umut Tan Sevgi, epilepsi cerrahisi alanında güncel bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda hastaların değerlendirme ve tedavi sürecini yürütmektedir.
Epilepsi hastalığında cerrahi tedavi, doğru hasta seçimi ve kapsamlı değerlendirme ile uygulandığında nöbet kontrolünde yüksek başarı sağlayabilir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda cerrahi seçeneklerin değerlendirilmesi, yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle epilepsi hastalarının bireysel özelliklerine göre planlanan bilimsel ve multidisipliner bir yaklaşım büyük önem taşır.