Hipofiz bezi, beynin tabanında, burnun arka bölümünün üzerinde bulunan ve bezelye büyüklüğünde olan önemli bir hormon merkezidir. Küçük olmasına rağmen büyüme, üreme, süt üretimi, tiroit çalışması, stres yanıtı ve vücudun su dengesi gibi birçok temel sürecin düzenlenmesine katkı sağlar. Hipofiz bezinde gelişen tümörler ise salgıladıkları hormonlar, normal hipofiz dokusuna yaptıkları baskı ve görme sinirlerine yakınlıkları nedeniyle vücudun farklı sistemlerini etkileyebilir.
Hipofiz tümörlerinin büyük bölümü iyi huylu yapılardır ve vücudun başka bölgelerine yayılmaz. Ancak iyi huylu olmaları her zaman önemsiz oldukları anlamına gelmez. Küçük bir hipofiz tümörü yoğun hormon üretimi nedeniyle ciddi belirtiler oluşturabilirken, hormon üretmeyen daha büyük bir tümör görme sinirlerine veya normal hipofiz dokusuna baskı yapabilir. Bu nedenle hipofiz tümörlerinde yalnızca tümörün boyutu değil, hormon üretip üretmediği ve çevre dokularla ilişkisi de değerlendirilmelidir.
Hipofiz bezi, beynin alt bölümünde “sella turcica” adı verilen kemik bir boşluk içinde yer alır. Burnun arka kısmına ve görme sinirlerinin çaprazlaştığı optik kiazma bölgesine oldukça yakındır. Bu anatomik konum, hipofiz tümörlerinin neden hem hormonal hem de görmeyle ilgili belirtiler oluşturabildiğini açıklar.
Hipofiz bezi, beynin hipotalamus adı verilen bölgesiyle yakın iletişim içinde çalışır. Hipotalamus, vücudun ihtiyaçlarını algılayarak hipofize hangi hormonların salgılanması gerektiğine ilişkin sinyaller gönderir. Hipofiz de bu sinyallere göre diğer hormon bezlerini yönlendirir. Bu nedenle hipofiz bezi sıklıkla “ana hormon bezi” olarak adlandırılır.
Hipofiz bezi vücuttaki birçok hormon sisteminin merkezinde yer alır. Ön ve arka hipofiz olarak iki temel bölümde değerlendirilir. Ön hipofiz büyüme hormonu, prolaktin, ACTH, TSH, LH ve FSH gibi hormonları üretir. Arka hipofiz ise hipotalamusta üretilen antidiüretik hormon ve oksitosinin depolanıp salgılanmasında rol oynar.
Bu hormonların her biri farklı organ ve sistemleri etkiler. Bu nedenle hipofiz bezinin çalışmasındaki bozulma yalnızca baş bölgesinde belirti oluşturmaz; kilo değişikliği, adet düzensizliği, cinsel işlev bozukluğu, süt gelmesi, kas güçsüzlüğü, tansiyon değişiklikleri, aşırı susama veya büyüme farklılıkları gibi vücudun farklı bölgelerini ilgilendiren belirtiler ortaya çıkabilir.
| Hipofiz Hormonu | Temel Görevi | Fazlalığında veya Eksikliğinde Görülebilen Durumlar |
|---|---|---|
| TSH | Tiroit bezini uyarır. | Metabolizma, kilo, kalp hızı ve enerji düzeyi etkilenebilir. |
| ACTH | Böbreküstü bezinden kortizol salgılanmasını uyarır. | Kortizol fazlalığı veya yetersizliği gelişebilir. |
| Büyüme hormonu | Büyüme, kas, kemik ve metabolizmayı düzenler. | Çocuklarda aşırı büyüme; yetişkinlerde akromegali görülebilir. |
| Prolaktin | Doğum sonrası süt üretimini destekler. | Süt gelmesi, adet bozukluğu, kısırlık ve cinsel istekte azalma olabilir. |
| LH ve FSH | Yumurtalık ve testis fonksiyonlarını düzenler. | Adet düzensizliği, testosteron düşüklüğü ve üreme sorunları gelişebilir. |
| ADH | Vücudun su dengesini düzenler. | Aşırı susama ve sık idrara çıkma görülebilir. |
Hipofiz tümörü, hipofiz bezindeki hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla oluşan bir kitledir. Hipofiz tümörlerinin çoğu adenoma olarak adlandırılır ve iyi huyludur. Genellikle yavaş büyür ve başka organlara yayılmaz. Buna rağmen salgıladığı hormonlar veya çevre dokulara yaptığı baskı nedeniyle tıbbi takip ya da tedavi gerektirebilir.
Hipofiz tümörleri boyutlarına göre mikroadenom ve makroadenom şeklinde sınıflandırılabilir. Çapı 10 milimetreden küçük olanlar mikroadenom, 10 milimetre ve üzerindeki tümörler ise makroadenom olarak adlandırılır. Ancak bu sınıflandırma tek başına hastalığın ciddiyetini göstermez. Çok küçük bir hormon salgılayan tümör belirgin klinik sorunlara yol açabilirken, daha büyük fakat hormon üretmeyen bir tümör uzun süre belirti vermeyebilir.
Hipofiz tümörleri hormon sistemini üç farklı şekilde etkileyebilir. Bazı tümörler belirli bir hormonu fazla miktarda üretir. Bazıları hormon salgılamaz fakat büyüdükçe normal hipofiz dokusuna baskı yaparak hormon eksikliğine neden olur. Bazı hastalarda ise hem hormon fazlalığına hem de diğer hormonlarda azalmaya ait belirtiler birlikte görülebilir.
Hormon salgılayan tümörler “fonksiyon gösteren hipofiz tümörleri” olarak adlandırılır. Prolaktin, büyüme hormonu, ACTH veya daha nadir olarak TSH salgılayabilirler. Hormon üretmeyen tümörler ise “fonksiyon göstermeyen hipofiz tümörleri” olarak tanımlanır. Bunlar genellikle büyüyüp çevre yapılara baskı yaptığında fark edilir.
Prolaktinoma, prolaktin hormonu üreten hipofiz tümörüdür. Hipofiz tümörleri içinde sık görülen türlerden biridir. Prolaktin yüksekliği kadınlarda adet düzensizliği, adetlerin kesilmesi, gebelik olmadan memeden süt gelmesi ve gebe kalma güçlüğüne neden olabilir. Erkeklerde ise cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu, testosteron düşüklüğü ve kısırlık görülebilir.
Büyük prolaktinomalar baş ağrısı ve görme problemlerine de yol açabilir. Prolaktinoma tedavisinde çoğu hastada ilk seçenek cerrahi değil, prolaktin üretimini ve tümör boyutunu azaltmaya yardımcı olan ilaçlardır. İlaç tedavisine yanıt alınamaması, ilaçların kullanılamaması veya belirli bası bulgularının bulunması halinde cerrahi değerlendirilebilir.
Büyüme hormonu salgılayan hipofiz tümörleri yetişkinlerde akromegali adı verilen tabloya neden olabilir. Hastalarda el ve ayaklarda büyüme, ayakkabı veya yüzük numarasının değişmesi, yüz hatlarında kalınlaşma, çene yapısında belirginleşme, diş aralarının açılması, aşırı terleme, eklem ağrıları ve uyku apnesi görülebilir.
Akromegali belirtileri çoğu zaman yavaş geliştiği için tanı gecikebilir. Hastanın yıllar içindeki fotoğraflarının karşılaştırılması yüz görünümündeki değişikliği fark etmeye yardımcı olabilir. Büyüme hormonu fazlalığı yalnızca dış görünümü değil; kalp, tansiyon, kan şekeri ve eklem sağlığını da etkileyebilir. Bu nedenle erken tanı önemlidir.
ACTH salgılayan hipofiz tümörleri böbreküstü bezlerini aşırı kortizol üretmeye yönlendirebilir. Bu tablo Cushing hastalığı olarak adlandırılır. Hastalarda özellikle gövde ve yüz bölgesinde kilo artışı, yüzde yuvarlaklaşma, ciltte mor çatlaklar, kolay morarma, kas güçsüzlüğü, tansiyon yüksekliği, kan şekeri bozukluğu ve kemik erimesi görülebilir.
Kortizol fazlalığı ruh hali, uyku, bağışıklık sistemi ve enfeksiyonlara yatkınlık üzerinde de etkili olabilir. Cushing hastalığına ait belirtiler farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden tanı için hormon testleri ve hipofiz görüntülemesi birlikte değerlendirilir.
Fonksiyon göstermeyen hipofiz tümörleri belirgin hormon fazlalığı oluşturmadığı için uzun süre fark edilmeyebilir. Tümör büyüdükçe normal hipofiz bezine, görme sinirlerine veya çevredeki yapılara baskı yapabilir. Bu durumda baş ağrısı, çevresel görme alanında kayıp, çift görme, halsizlik, cinsel istekte azalma ve hormon eksikliği belirtileri ortaya çıkabilir.
Hormon üretmeyen büyük tümörlerde hastalar özellikle yan tarafları görmekte zorlandığını fark edebilir. Araç kullanırken yan taraftaki nesneleri geç fark etme, kapı kenarlarına çarpma veya görme alanının daraldığını hissetme önemli olabilir. Görme kaybı yavaş geliştiğinde hasta bunu uzun süre fark etmeyebilir.
Hipofiz bezi, gözlerden gelen görme sinirlerinin çaprazlaştığı optik kiazmanın hemen altında bulunur. Hipofiz tümörü yukarı doğru büyüdüğünde bu sinirlere baskı yapabilir. En tipik görme problemi, her iki gözün dış tarafındaki görme alanının azalmasıdır. Bu durum bitemporal hemianopsi olarak adlandırılır.
Hastalar görme alanı kaybını her zaman açık biçimde fark etmeyebilir. Yan taraftaki kişilere veya eşyalara çarpma, araç kullanırken yan görüşte zorlanma ve giderek daralan görme alanı erken ipuçları olabilir. Büyük tümörlerde görme keskinliğinde azalma, çift görme veya göz hareketlerinde bozulma da gelişebilir.
Hipofiz apopleksisi, hipofiz tümörünün içine ani kanama olması veya tümör dokusunun kanlanmasının bozulmasıyla gelişen acil bir durumdur. Genellikle aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı, görme kaybı, çift görme, göz hareketlerinde bozulma, bulantı-kusma, bilinç bulanıklığı ve ciddi hormon eksikliği belirtileriyle ortaya çıkabilir.
Bu tablo hızlı tıbbi değerlendirme gerektirir. Özellikle kortizol üretimini yöneten sistemin etkilenmesi tansiyon düşüklüğü ve hayati risk oluşturabilir. Ani gelişen baş ağrısı ve görme sorunu olan hastalar rutin randevu beklememeli, acil sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.
Büyük hipofiz tümörleri normal hipofiz dokusuna baskı yaparak hormon üretiminin azalmasına neden olabilir. Bu durum hipopituitarizm olarak adlandırılır. Halsizlik, enerji düşüklüğü, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, cinsel istekte azalma, kısırlık, kilo değişiklikleri, soğuğa hassasiyet ve kas güçsüzlüğü görülebilir.
Bazı hormon eksiklikleri yavaş gelişirken, ACTH-kortizol sistemindeki ciddi yetersizlik daha önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hipofiz tümörü olan hastalarda yalnızca fazla hormonlar değil, eksik hormonlar da araştırılmalıdır. Ameliyat sonrasında da hipofiz fonksiyonlarının düzenli takip edilmesi gerekebilir.
| Etkilenen Hormon Sistemi | Olası Eksiklik Belirtileri | Değerlendirme |
|---|---|---|
| ACTH / Kortizol | Halsizlik, tansiyon düşüklüğü, bulantı, ciddi güçsüzlük | Sabah kortizolü ve gerekli dinamik testler değerlendirilebilir. |
| TSH / Tiroit hormonları | Yorgunluk, kilo alma, üşüme, kabızlık | TSH ile birlikte serbest tiroit hormonları incelenir. |
| LH-FSH / Cinsiyet hormonları | Adet bozukluğu, cinsel istekte azalma, kısırlık | Kadın ve erkeklerde farklı hormon testleri yapılabilir. |
| Büyüme hormonu | Kas gücünde azalma, yaşam kalitesinde düşüş, vücut kompozisyonu değişikliği | IGF-1 ve gerekli ileri testlerle değerlendirilir. |
| ADH sistemi | Aşırı susama ve çok sık idrara çıkma | Su dengesi ve idrar yoğunluğu incelenebilir. |
Hipofiz tümörü tanısında hastanın şikâyetleri, hormon testleri, beyin veya hipofiz MR’ı ve görme değerlendirmesi birlikte ele alınır. Hormon tetkikleri tümörün hangi hormonu salgıladığını veya normal hipofiz fonksiyonlarını azaltıp azaltmadığını belirlemeye yardımcı olur.
Hipofiz MR’ı, tümörün boyutunu, sella içindeki yerini, görme sinirleriyle ilişkisini ve çevre damarlara uzanımını gösterir. Tümör görme sinirlerine yakınsa göz muayenesi ve görme alanı testi yapılabilir. Bazı hormon bozukluklarında tek bir kan testi yeterli olmayabilir; baskılama veya uyarı testleri gibi dinamik hormon testleri gerekebilir.
Hayır. MR’da görülen her hipofiz kitlesi ameliyat gerektirmez. Küçük, hormon üretmeyen ve çevre yapılara baskı yapmayan bazı oluşumlar düzenli MR ve hormon kontrolleriyle takip edilebilir. Tedavi kararı tümörün boyutuna, büyüme gösterip göstermediğine, hormon salgısına, görme sinirlerine baskısına ve hastanın yaşına göre verilir.
Prolaktinomalar çoğu zaman ilaç tedavisine iyi yanıt verebilir. Büyüme hormonu, ACTH veya TSH salgılayan bazı tümörlerde cerrahi öncelikli olabilir. Hormon üretmeyen büyük tümörlerde görme basısı veya normal hipofiz fonksiyonlarında kayıp varsa ameliyat gündeme gelebilir.
Hipofiz tümörlerinde tedavi; takip, ilaç, cerrahi ve radyoterapi seçeneklerinden oluşabilir. Tedavi yöntemi tümör tipine göre değişir. Prolaktin salgılayan tümörlerde ilaç tedavisi ön plandayken, bazı büyüme hormonu veya ACTH salgılayan tümörlerde cerrahi daha sık tercih edilebilir.
Hormon üretmeyen tümörlerde görme sinirine baskı, büyüme veya hormon eksikliği varsa cerrahi değerlendirilebilir. Cerrahi sonrası kalan tümör dokusu, yeniden büyüme veya hormon üretiminin devam etmesi durumunda ilaç ya da radyoterapi seçenekleri gündeme gelebilir. Bazı küçük ve belirti vermeyen tümörler ise yalnızca düzenli takip edilebilir.
| Tümör veya Klinik Durum | Sık Değerlendirilen Yaklaşım | Temel Amaç |
|---|---|---|
| Prolaktinoma | Çoğunlukla ilaç tedavisi | Prolaktini ve tümör boyutunu azaltmak |
| ACTH salgılayan tümör | Sıklıkla cerrahi | Kortizol fazlalığının kaynağını kontrol etmek |
| Büyüme hormonu salgılayan tümör | Cerrahi ve gerektiğinde ilaç | Büyüme hormonu fazlalığını azaltmak |
| Fonksiyon göstermeyen büyük tümör | Bası varsa cerrahi | Görme siniri ve hipofiz üzerindeki baskıyı azaltmak |
| Küçük ve belirti vermeyen oluşum | Düzenli takip | Büyüme ve hormon değişikliğini izlemek |
Hipofiz tümörlerinin önemli bir bölümünde cerrahi, burun içinden ilerlenerek yapılan endoskopik transsfenoidal yöntemle gerçekleştirilebilir. Bu yaklaşımda kafatasının üst kısmında geniş bir kesi yapılmadan, burun ve sfenoid sinüs yoluyla hipofiz bölgesine ulaşılır. Amaç tümörü mümkün olduğunca güvenli biçimde çıkarmak ve normal hipofiz dokusunu korumaktır.
Her tümör burun içinden ameliyata uygun olmayabilir. Çok büyük, farklı yönlere uzanmış veya önemli damar ve sinir yapılarıyla karmaşık ilişki gösteren tümörlerde farklı cerrahi planlar gerekebilir. Tedavi planı hipofiz cerrahisi konusunda deneyimli beyin cerrahisi, endokrinoloji, radyoloji ve göz hastalıkları ekiplerinin değerlendirmesiyle oluşturulmalıdır.
Hipofiz tümörlerinin cerrahi ve takip süreci hakkında ayrıntılı bilgi almak için hipofiz tümörü sayfası incelenebilir.
Hipofiz tümörü tedavisinden sonra tümörün tamamen çıkarılıp çıkarılmadığı, hormon seviyelerinin normale dönüp dönmediği ve normal hipofiz fonksiyonlarının korunup korunmadığı takip edilir. Cerrahi sonrası bazı hastalarda geçici veya kalıcı hormon eksiklikleri gelişebilir. Bu nedenle hormon testleri ve gerekli durumlarda hormon yerine koyma tedavileri planlanabilir.
Takipte hipofiz MR’ı, hormon testleri ve görme alanı değerlendirmeleri kullanılabilir. Hormon salgılayan tümörlerde yalnızca MR görüntüsü değil, ilgili hormonun düzeyi de tedavinin başarısını gösterir. Prolaktin, büyüme hormonu, IGF-1, ACTH-kortizol ve tiroit hormonları tümör tipine göre takip edilebilir.
Yeni başlayan görme alanı kaybı, çift görme, göz kapağı düşmesi, giderek artan baş ağrısı, açıklanamayan adet düzensizliği, memeden süt gelmesi, cinsel işlev kaybı, el-ayaklarda büyüme, hızlı kilo artışı, aşırı susama ve sık idrara çıkma gibi belirtiler hipofiz değerlendirmesi gerektirebilir.
Ani ve şiddetli baş ağrısı, hızlı görme kaybı, kusma, bilinç değişikliği veya tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler ise acil değerlendirilmelidir. Bu bulgular hipofiz apopleksisi gibi hızlı müdahale gerektiren bir durumu düşündürebilir.
Hipofiz tümörü şüphesinde yalnızca MR görüntüsü değil; hormon testleri, görme alanı, tümörün büyüklüğü ve çevre yapılarla ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir. Op. Dr. Umut Tan Sevgi tarafından hipofiz tümörü bulunan hastalarda görüntüleme sonuçları, hormon bulguları ve klinik belirtiler incelenerek takip veya cerrahi tedavi planı oluşturulur.
Randevu ve detaylı değerlendirme için iletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Hipofiz bezi büyüme, tiroit çalışması, stres yanıtı, üreme, süt üretimi ve vücudun su dengesi gibi birçok süreci yöneten hormonları salgılar veya kontrol eder.
Hipofiz tümörlerinin büyük bölümü iyi huylu adenomlardır ve başka organlara yayılmaz. Ancak hormon üretimi veya çevre dokulara baskı nedeniyle tedavi gerektirebilir.
Prolaktin, büyüme hormonu, ACTH, TSH, LH ve FSH gibi hormonlar etkilenebilir. Büyük tümörler normal hipofiz dokusuna baskı yaparak birden fazla hormonun azalmasına da neden olabilir.
Evet. Tümör yukarı doğru büyüyerek görme sinirlerine baskı yaptığında özellikle çevresel görme alanında kayıp, görme azalması veya çift görme gelişebilir.
Hipofiz tümörü bazı hastalarda baş ağrısına neden olabilir. Ancak her baş ağrısı hipofiz tümörü anlamına gelmez. Görme değişikliği veya hormonal belirtiler eşlik ediyorsa değerlendirme önemlidir.
Hayır. Küçük ve belirti vermeyen tümörler takip edilebilir. Prolaktinomalar çoğunlukla ilaçla tedavi edilir. Görme basısı, büyüme veya belirli hormon fazlalıkları varsa cerrahi değerlendirilebilir.
Bazı hipofiz tümörleri kortizol veya tiroit sistemini etkileyerek kilo değişikliğine neden olabilir. Ancak kilo artışının birçok farklı nedeni bulunduğu için hormon testleriyle değerlendirme yapılmalıdır.
Hipofiz tümörlerinde beyin ve sinir cerrahisi ile endokrinoloji birlikte çalışır. Görme sinirlerine yakın tümörlerde göz hastalıkları değerlendirmesi de gerekebilir.
Hipofiz bezinin görevleri ve tümörlerle ilişkisi, hormon sistemi ile beyin cerrahisinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Hipofiz tümörleri fazla hormon üretimi, normal hormonların azalması veya görme sinirlerine baskı nedeniyle çok farklı belirtilere yol açabilir.
Adet düzensizliği, memeden süt gelmesi, cinsel işlev bozukluğu, el-ayaklarda büyüme, hızlı kilo değişimi, görme alanı kaybı veya açıklanamayan hormon bozuklukları varsa hipofiz bezi ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Doğru tanı; MR, hormon testleri, görme alanı ve uzman muayenesinin birlikte yorumlanmasıyla konulur.